19 Aralık 2016 Pazartesi

Susam ve Zambaklar, John Ruskin, Şule Yayınları





''Tek kelimeyle söyleyecek olursak alkışa olan susuzluğumuzun doyurulması gerekmektedir. Bu susuzluk, kafalarında asil düşüncelere sahip olanların son acizliğiyken, zayıf fikirler taşıyanların ilk acizliğidir...''

-

5/5

-


Susam ve Zambaklar, yazarın kadın ve kitap konularını iki çiçek ismine vermesi ile oluşan bir kitap.
Susam ve Zambaklar iki bölüme ayrılıyor.

İlk olarak Susam diyerek kitaplardan bahsediyor. Yazar tamami ile kitaplara bakış açınızı değiştirecek, kitap okumanın doğru yollarını öğretecek yorumlarda bulunmuş. Söylediklerinin çoğuna katılsam da, katılmadığım bir iki yer oldu diyebilirim. Bazı kitapların kötü yapıtlar olduğunu söylediği cümlelere katılmıyorum. Bana göre kötü kitap yoktur. Ama çoğunlukla kitaplar hakkında söylediği cümlelere aşık oldum!

İkinci olarak Zambaklar diyerek kadınlardan bahsediyor. Aslında ilk bölüm olan Kitaplar konusunu anlatırken, 'Neden okumalı?' sorunun cevabı olarak 'Kadınlar' bölümünü yazmaya karar veriyor. Erkek egemenliğini, kadın ve erkek eşitliğini, erkeklerin kadınlara olan bakış açılarını ve özellikle hepimizin erkek ya da kadın fark etmeden bu toplum arasında görevlerini anlattığı kısımları bayılarak okudum! Kadının toplum arasındaki yerinin, olması gerekenler ve aslında olanlar o kadar harika anlatılmış ki yazara ve kitaba aşık oldum!

Batı Klasikleri içine girmiş bu kitabı okumanızı ve yazar John Ruskin ile tanışmanızı çok isterim. Beni bu yazarla tanıştıran, Çetin Öğüt'e teşekkür ederim. Bana önerdiği ikinci yazar ve ikisinde de yazarlara hayran kaldım.

-
https://www.instagram.com/kitaplarvesozleri/
-




17 Aralık 2016 Cumartesi

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt, YKY





21 delilik hikayesi... Hepsi ince ince delirtilmiş kadınların öyküsü...


-
5/5
-

Mine Söğüt, dilini çok merak ettiğim bir yazar idi. Açık söylemek gerekirse, Deli Kadın Hikayelerini okumaya başladığımda ilk 20 sayfa bir şey anlamadım. Dili çok farklı geldi. Cümlelerin etkisini ve anlamını kavrayamadım. Ertesi gün sakin bir kafa ile kitabı tekrar elime aldım. Yavaş yavaş, cümleleri sindire sindire, keyfini çıkararak okudum.


Kitabı çok sevdim. Özellikle şiirsel anlatım tarzına bayıldım.


Mine Söğüt, kadınlığın yükünü, intiharı ve ölümü çok farklı bir bakış açısı ile bizlere sunmuş.
Kan, cinayet, ölüm, hayat, kadın ve insan... kitapta hepsinden var. Her öyküde keşfedeceğiniz aklın kıyısında dolanan, bir kadınlığın öyküsü...


Kitabın içindeki çizimler ise kitaba, özellikle öykülere çok farklı hava katmış.

Mine Söğütün diline bakın derim. Yalnız biraz ağır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Almadan önce dikkat edin!


-
https://www.instagram.com/kitaplarvesozleri/
-


Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler, Ece Ayhan, YKY




"Şiirimiz karadır abiler"
"Şiirimiz her işi yapar abiler"
"Şiirimiz gül kurutur abiler"
"Şiirimiz erkek emzirir abiler"
"Şiirimiz mor külhanidir abiler"
"Şiirimiz kentten içeridir abiler"


-
4/5
-

Herkesin kendine yakın hissettiği bir yazar ve şair bulunur. Ve bende bu sıralar kendime en yakın şairi arıyorum. Bundan dolayı her şairi okuyup şiirlerinin tadına bakıyorum. Bu yolculuk sırasında okuduğum diğer bir şair Ece Ayhan oldu. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabını kendime uygun gördüm.

Ece Ayhan, aradığım o şair değil. Şiirlerini sevdim. Çok farklı bir tadı vardı. Lakin 'Aşık oldum, inanamıyorum, harika' demedim. Bana bunu dedittirecek şairi arıyorum. Kendisi bu şair olmadığı için 1 puan kırdım. Ama onun dışında kendimi bazı şiirleri 3-4 kez okurken buldum. Yazım dilinin iyi olduğunu hatırlayacağım şairlerden biri.

-
https://www.instagram.com/kitaplarvesozleri/
-


Genç Elitler, Marie Lu, Pegasus Yayınları




"Kimse sizi kendiniz gibi istemezdi. Kendilerinin hoşuna giden kişi olmanızı isterlerdi."


-
5/5
-

Genç Elitler,
Humma hastalığı şehirlerde yayıldıktan sonra, hastalığa yakalanların doğa üstü güçler göstermeye başlamasını konu alıyor. Halk arasında bu kişilere malfetto deniyor. Halk, bu kişilerin şeytani varlıklar olduğunu düşünüp, toplum arasında sürekli dışlıyor. Adelina Amouteru, yeteneklerini yıllarca gizlemiş bir malfettodur. Kendini bir anda gizli olan Genç Elitler topluluğunun içinde bulur ve olaylar karışır.




Marie Lu, çok sevdiğim bir yazardır. Yazdığı konu ve karakterleri her zaman orijinal bulmuşumdur. Bu kitapta da öyleydi. Karakterler ve konu çok orijinaldi.



Kendimi ister istemez, Efsane serisi ile bu kitabı karşılaştırırken buldum. Konu ve karakter olarak tamamen efsane serisinden farklı. Ama Efsane serisine göre bir şey eksik! O şey, karakterlere olan duygu. Efsane serisindeki karakterlere aşık olmuştum! Beni çok etkilemişlerdi. Ama bu kitapta karakterler için öldüm bittim diyemem. Okuyucular ile karakterler arasındaki bağ zayıftı. Onun dışında Efsane serisi gibi bu kitapta efsane idi.




Biliyorsunuz ki, kitaplarda en sevdiğim konulardan biri Güç'tür. Karakterlerin yeteneklerini kullanarak sergiledikleri güç gösterisine bayılırım. Karakterlerde sonlara doğru her zaman artan bir güç olur. Sayfalar ilerledikçe o gücü görmek için heyecanlanırım. Ve ben, bu kitap boyunca yerimde zıplayıp durdum. Çok heyecanlı ilerledi!
En sevdiğim yerlerden biri de, bölümlerin başındaki cümleler, alıntılar oldu. Hatta en çok oraları sevdim diyebilirim.



Kitabın sonuna yaklaştığımda bu kadar şaşırmayı beklemiyordum. Yazar çok iyi yerden olayı vurmuş. Ve sona eklediği bir bölüm, ikinci kitap için acayip güzel bir fragman olmuş. Son bölümü okuduğumda ikinci kitap hakkında sürüsü ile fikir düşünmeye başlayıp yine heyecanlandım!!! İkinci kitabı heyecanla bekliyorum!!


Pegasus Yayınları, eminim bizi çok fazla bekletmeyecek!

Kitabı kesinlikle okuyun derim!

Bayılcaksınız!


-
https://www.instagram.com/kitaplarvesozleri/
-




Sonat, Işılsu Gültekin, Müptela Yayınları




                           


"Bir kitabın ilk sayfasına, bir filmin son sahnesine hapsolmuştum.''

    

-

3/5 

-

Sonat, tamami ile klişe başladı. Okula yeni gelen ve kötü olan çocuğumuz tabii ki kızımıza kötü davranır. Tabii ki onca şeye rağmen aşık falan olurlar. Ama çocuk kendisine aşık olunmasını istemez, çünkü acayip kötü geçmişi vardır... Biliyorum... Hepimiz bu kötü çocuk hikayelerinden sıkıldığımızı dile getiriyoruz ama yine de okuyoruz. Bir yandan bugüne kadar çok fazla kötü çocuk hikayesi okudum diye bu kitabı sorumlu tutmak istemiyorum bir yandan da çok fazla klişe bulup gözlerimi devirdiğim sahneleri unutamıyorum. Bu konuda çok kararsızım...


Wattpad'den çıkan kitaplarda yazarların ısrarla karakterler arasında benzer ya da uyumlu isimler yapmaya çalışmasını hiçbir zaman anlamadım. Bu kitapta da Hazan ve Hazar karakterleri vardı. İsimler aynı olunca ne oldu? Olan tek şey şu arkadaşlar, kitap boyunca isimleri karıştırmaktan başka bir şey yapmadık. 


Kitap çok fazla hızlı başladı. Bir anda çok fazla karakter yüklemesi oldu, bununla beraber isim benzerlikleri, olayların biri bitmeden diğerinin patlak vermesi çok kafa karıştırıcı idi.
Bir paragrafta romantik bir şey yaşanırken, romantizmi sindiremeden, üç cümle sonra ani bir şekilde başka olaya geçiliyordu. Hiçbir olayın tadına varamadan, hep atlaya atlaya eksik eksik ilerlediğini düşünüyorum. Sanki yazarda, "hadi kitap bitsin" diye bir acele vardı. Benim için bütün olaylar askıda kaldı.


Kitaptaki en büyük sorun, örneğin, Hazan bir cümle kurduktan hemen sonra farklı bir karakterin duygusu ya da yaptığı hareket eklenmiş. Kitabı okurken o hareketi Hazan'ın yaptığını sanıyorsunuz ama farklı birisi yapmış. Bu acayip sinir bozucuydu. Kesinlikle olmaması gereken bir şeydi.


Ve kitaptaki çelişkiler...
Örneğin, Hazar'ın hafızasının çok iyi olduğundan, gördüğü ve duyduğu hiçbir şeyi unutmadığından bahsediliyor. Daha sonra karşısına bir karakter çıktığında, "ismini hatırlayamadım" diye cümle kuruyor.






Kitabın ilerleyen sayfalarında şunu fark ediyorsunuz. Yazar ne yazmak istediğine karar verememiş. Okulda geçecek bir kötü çocuk hikayesi olarak başlayıp, olay bir anda yön değiştirerek, aksiyonlu film sahnelerine dönüyor. Kitabı okurken kurguda sürekli değişme fark ediyorsunuz.


Kitabın sevdiğim yönlerinden biri, karakterlerin müzik ve şiir ile olan bağlantıları idi. O kısımlar acayip romantizm, acayip duygusallık içeriyordu. Çok çok özel anlardı. Kitabın içindeki şiirler, alıntılar gayet güzeldi. 
Diğer sevdiğim yer ise, 'mavi gül' olayı idi. Mavi, gülün anlamı ve karakter ile uyumu hoşuma gitti.



Kitabın en çok sevdiğim yeri sonu oldu. Son efsaneydi.
O kadar doğruydu ki anlatamam. Hani kitaplarda hep gerçek hayatta olmaz dediğimiz şeyler olur da, ''ancak kitaplarda olur böyle şeyler'' deriz ya, bu kitapta öyle cümleler kurmuyorsunuz. İlk defa gerçekçi olarak, olması gereken son oldu. Lakin o kadar çok alışmışız ki, hep daha iyi şeylerin olmasına, kitabın sonu sizi şaşırtıyor gibi hissediyorsunuz. Ama aslında onca yaşanan şeyden sonra olması gerekenler bunlardı. Şaşırmamamız gerek!


Kitaba puanım 3 oldu. İncelemenizi isterim!
-
-
https://www.instagram.com/kitaplarvesozleri/
-
-